Ana Sayfa

Ezgi Fm FM

Oyuna Giriş

Masa Oyunları

Flash Oyunlar

Splash Oyunlar

Portal-Haber

Sms Sözleri

Forumlar

Z.Defteri

 

Sarılar kasabası sayfalarına hoş geldiniz!

 

SARILAR RESİMLERİ (YENİ)SARILAR RESİMLERİ (2008)

Sarılar Kasabası Hakkında İlmi Araştırmalar

1926'da da dilbilimci Emile Forrer, Boğazköy Hitit Kraliyet Arşivler'inde yaptığı araştırmalar sırasında bir tablette Zuwinasa şehrinin adını okudu Nenessa ve Zu-Winasa, Nicole Thierry'nin çalışmalarına göre, Venassa ve Avanos'a dönüşmüştür. Osmanlı belgelerinde Avanos, Enes ve Evenez olarak geçer.Avanos yakınlarında, Kızılırmak'ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele geçen mermerden lahit, merkez Kapadokya bölgesi'nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olması açısından ilginçtir. Lahit, 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış.Avanos'un Sarılar Kasabası yakınlarındaki Prof. H. Sever'in başkanlığındaki Zank Höyük'te yapılan arkeolojik kazılarda Eski Tunç Çağı'ndan Geç Roma Dönemi'ne kadar değişik kültürlere ait kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Avanos'ta XIII. yüzyıl Selçuklu Dönemi'ne tarihlenen Sarıhan kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır.

 

Sık Kullanılan Bağlantılar

SARILAR TARİHİNİ ANLAYALIM

Antik dönemlerde Nyssa ve Soandos olarak adlandırılan yerleşmeye Türkler Muşkara adını vermişlerdir.Lale devrinin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa Nevşehirlidir ve kentin nüfusunu artırmak için buraya Sarılar Türkmenlerini yerleştirmiştir.Kentin adı da bu dönemde 'yeni şehir' anlamına gelen Nevşehir olarak değiştirmiştir. Kentin yaslandığı tepenin üzerinde 12. yy. Selçuklu yapısı olan bir kale bulunur.kentin merkezinde Damat İbrahim Paşa Külliyesi bulunur.Külliyeye ait cami Kurşunlu Cami olarak bilinir.Cami ile birlikte imarethane,kütüphane ve kervansaray da inşa edilmiştir.

SARILAR KASABASINA ULAŞIM NASIL SAĞLANIR VE KASABA HAKKINDA KÜÇÜK BİLGİLER!

ULAŞIM :
Sarılar Kasabası Kayseri-Ankara karayolu üzerinde Topaklı Kasabası içine geldiğiniz zaman dörtyol ayrımından Kozaklı yolunun karşısından 10 km.içeridedir.Her gün sabah 10:00 , öğle 13:00, akşam 16:00 'da belediye servisi TOPAKLI Kasabasından SARILAR KASABASI'NA hareket eder.

 Bir diğer ulaşım şeklide Avanos İlçemizden Hareket eden belediye servisidir. Her sabah 8:00 da Sarılar kasabasından Avanos İlçesine ve saat 14:00 da Avanos İlçemizden Sarılar Kasabasına hareket eder.

Araç ile gelecekseniz Avanos ilçesinden Gülşehir yoluna giderken 5.km.de Sarılar levhasını görürsünüz sağa dönün, Ayhan ve Kuyulu köylerinin içinden geçer ve böylece Sarılar sınırlarına ulaşmış sayılırsınız.

Sarılar Kasabası sınırlarına ilk girdiğinizde yeşil üzüm bağları ve çok sert bir hava sizi karşılar, esinti sürekli vardır, yaz aylarında bile çok serindir, akşamları kazak giymek zorunda kalırsınız. Kasabanın en belirgin gözle görülen gelir kaynağı Almanya'da çalışan işçilerdir. Çiftçilik eskiye nazaran kalmamıştır.

SARILAR KASABASINA GİRİŞ:
Sizi ilk olarak yokuştan inişte köprü karşılar ve ardından yeşil üzüm bağları karşılar. Sonra az ileride Aşağı Bağ dediğimiz yerin çeşmesine gelirsiniz,durun ve bir yudum da olsa su için. Sarılar'a girdiğiniz anda çok güzel tertemiz bir hava ve sıcak insanlarla karşılaşırsınız.

Kartalkayası denen yerden çıktıktan sonra Kasaba'ya girmiş olursunuz.Kasaba içindeki yol çift yoldur.Kasabaya girdikten 500-600 metre sonra Kasaba Merkezine gelmiş olursunuz. Merkez'den ana yolla ilerleyince 5 mt. sonra sağınıza Sarılar İlkokulu gelir ve bir yokuşa gelirsiniz (Mazez'in Bayır) oraya tırmanınca sağınıza Sarılar belediyesi gelir.30-40 mt. sonra sagınıza Sarılar Sağlık Ocagı gelir. Yine az ilerleyince yine sağınıza Sarılar Ortaokulu  gelir. Okulun hemen devamında PTT binası gelir ve sağdadır,yaklaşık 20 metre sonra yine sağınızda Belediye düğün Salonunu görürsünüz, 5 mt.sonra ise Sarılar Mehmet Akif Ersoy Lisesine gelirsiniz. Lisenin yanında yani yine sağda Jandarma Karakolu gelir. Sonrasında Mera dediğimiz mahalle gelir.

N.Erdal Tutak Anlatımıdır Hiç Bir Alıntı Yoktur.

 

Fotoğraf Albümü

KAPADOKYA TARİHİ

Kapadokya tarihi boyunca doğal değişimlerin yanı sıra birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, işte kronolojik sıraya göre bunlardan bazıları;


(M.Ö.3000-1750) Asur Ticaret Kolonileri Çağı
M.Ö. 2000-1750 yılları arasında Kuzey Mezopotamya'da yaşayan Assurlu tacirler Anadolu'da ticari koloniler kurarak ilk ticaret örgütünü oluşturmuşlardır. Bu ticaretin merkezi Kayseri'deki Kültepe, Kaniş-Karum'dur (Karum: Ticaretin yapıldığı pazar yeri). Belgelerde adı geçen ve yeri saptanabilen karumlardan biri de Karum-Hattuşaş'tur (Boğazköy).

Zengin altın, gümüş ve bakır kaynaklarına sahip olan Anadolu, tunç alaşımı için gerekli olan kalay bakımından fakirdi. Tacirlerin beraberinde getirdikleri kalay, çeşitli kumaşlar ve kokular bu ticaretin ana malzemeleriydi. Hiç bir zaman politik üstünlüğe sahip olmayan tacirler yerli beylerin himayesi altındaydılar. Assurlu tacirler sayesinde Anadolu'da ilk defa yazı görülür. Kapadokya Tabletleri olarak adlandırılan Eski Assurca yazılmış çivi yazılı metinlerden, tacirlerin geliş yolları üzerindeki beylere %10 yol verdikleri, borçlu olan halktan %30 oranında faiz aldıkları, Anadolu krallarına sattıkları mal üzerinden %5 vergi verdikleri anlaşılmaktadır. Yine bu tabletlerde Assurlu tacirlerin Anadolulu kadınlarla evlendikleri ve nikah sözleşmelerinde Anadolulu kadınların haklarını koruyacak maddeler bulunduğu görülmektedir. Assurlu tacirler yazıdan başka silindir mühürler, madencilik, tapınak ve tanrı fikirlerini de Anadolu'ya getirmişlerdir. Böylece Anadolu'nun yerli sanatı, Mezopotamya sanatının etkisi altında gelişerek kendine has yeni bir sanat anlayışını ortaya koymuştur. Bu sanat daha da gelişerek Hitit sanatının temelini oluşturmuştur.
 


(M.Ö.1750 - 1200) Hititler Dönemi M.Ö.II. binin başlarında Avrupa'dan Kafkaslar üzerinden gelerek Kapadokya Bölgesi'ne yerleşen Hititler, daha sonra yerli halkla kaynaşarak imparatorluk kurmuşlardır. Dilleri Hind-Avrupa dil grubundandır. Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy) olan Hititlerin önemli şehirleri Alacahöyük ve Alişar'dır. Kapadokya Bölgesi'nde bulunan bütün höyüklerde Hititlere ait kalıntılara rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra Hitit İmparatorluk Dönemi'nde özellikle Kapadokya Bölgesi'nde stratejik açıdan önemli geçitlere ve su kenarlarındaki yüksek kayalara rölyef olarak işlenmiş anıtlar bulunmaktadır. Bu kaya anıtları sayesinde Hitit krallarının güneydeki ülkelere ulaşmak için geçtiği yolları saptamak olasıdır. Kayseri sınırları içindeki Erciyes Dağı'nın güneyinde yer alan Fraktin, Taşçı ve İmamkulu kaya anıtları tanrıların kutsanması, Büyük Kralın (Hattuşili III) ve Kraliçenin (Puduhepa) tanrılara minnettarlığını göstermesinin yanı sıra imparatorluğun gücünün sınırlarını gösteren birer propaganda anıtlarıdır.

(M.Ö. 1200-700) Geç Hitit Dönemi Friglerin Orta Anadolu'nun önemli kentlerinin hemen hepsini yıkarak Hitit İmparatorluğu'nu ortadan kaldırılmasından sonra Orta ve Güneydoğu Anadolu'da Geç Hitit Krallıkları ortaya çıkmıştır. Kapadokya Bölgesi'ndeki Geç Hitit Krallığı ise Kayseri, Niğde ve Nevşehir'i içine alan Tabal Krallığı'dır. Bu döneme ait Gülşehir - Sivasa (Gökçetoprak), Acıgöl -Topada, Hacıbektaş - Karaburna Köyü'nde Hitit Hiyeroglifi yazılmış kaya anıtları bulunmaktadır.

 

Topluluklar & Forumlar

SARILAR'IN YEREL AĞIZLARDAN TANIMI

Yerel temaslardan edinilen bilgilere göre Sarılar Kasabası orta asyadan gelip doğu ve güneydoğu Anadolu bögesine oradan Nevşehir'e gelip yerleşen ve bu günkü Gülşehir'e yerleştirilen Sarılar Türkmen Oymağından bir kısmı 1735 yılında Gülşehir'den ayrılarak bu günkü Sarılar köyünü kurmuşlardır. (Köye ilk gelenlerin Sarılar Türkmen oymağından Körtülü-Salman-Çilbekirler ve Alikaler olduğu sanılmaktadır.) Kasaba içerisinde bulunan ilk camının 1750 tarihinde yapılmış olması da kasabanın o yıllarda kurulduğunu ispatlamaktadır. Sarılar'daki ilk yerleşmenin beldenin güneyinde yer alan mağara ve oyma kayalar olduğu yerel temaslardan anlaşılmaktadır. Bununla birlikte bu hususta herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır. Sarılar 1967 yılında belediye teşkilatına kavuşmuştur. Bu tarihten sonra kent yaşamına ilk adımı attığı bilinmektedir. Sarılar'ın 1700'lü yıllardaki ilk yerleşmesi Muradiye Mahallesi Merkezidir. Belde daha sonraki yıllarda özellikle 1970'lı yıllardan sonra kuzeye doğru gelişme göstermektedir. Sarılar Kasabası Muradiye Mahallesi, Yenisoy Mahallesi ve Yavuz Sultan Selim Mahallesi olmak üzere 3 mahalleden oluşmaktadır. Beldenin nüfusu 2000 yılı sayımına göre 3,749'dur. Sarıların hane sayısı 817'dir.Sarılar ortalama 1250 m. yükseklikte bir yüksek ovada yer almaktadır. Kent genelde kuzey-güney doğrultusunda yar almaktadır. Yerleşme bölgesinde ortalama eğim %7'in altındadır. Kasaba bitki örtüsü bakımından zengin değildir. Bununla birlikte özellikle dere yatakları boyunca yeşil bitki örtüsü görülmektedir. Sarılar genelde tarıma dayalı ekonomiye sahiptir. Ekonomik ve sosyal yaşamda kırsal nitelikler ağır basmaktadır. Sarılar'ın bölge ve ülkeyle olan bağlantısı Sarılar-Topaklı bağlantısı ile 200 nolu devlet karayolu güzergahındaki Kırşehir ve Kayseri üzerinden ve ayrıca Sarılar-Avanos-Nevşehir bağlantısı ile Nevşehir üzerinden kurulmaktadır. Sarılar bağlı bunuduğu ilçesi Avanos'a 33 km. Nevşehir'e 55 km. uzaklıktadır.

AVANOS İLÇESİNİN TARİHİ

Kızılırmak nehrinin her iki yakasında kurulmuş olan Avanos bölgenin turizm merkezlerinden biridir. İlçeye Kızılırmak hayat veriyor. Burası seramik atölyelerinin bulunduğu, toprağın şekillendirilip pişirilerek kaba kacağa dönüştüğü yerdir. Bu el yapımı parçaların hiç bir yerde bu kadar güzelini bu kadar ucuza bulamazsınız. İpek ve yün halı dokumacılığı da hem evlerde hem de modernleşmiş mağazalarda sürdürülür.

Tarihi Hititler döneminde, kimi tarihçilere göre "Zu-Winasa, kimilerine göre ise "Nenassa" adını aldığı belirtilir. Yunan ve Roma dönemlerinde "Venessa", Bizans döneminde ise "Vanote" diye adlandılıyor. Selçukluların önemli kumandanlarından Evranos Bey'in adını aldığı; bu ismin ise Osmanlı döneminde Avanos olarak değiştiği öne sürülmektedir. Tarihçi Strabon'un belirttiğine göre Venessa, Kayseri (Mazaka) ve Kemerhisar'dan (Tyana ) sonra gelen Kapadokya Krallığı içindeki üçüncü politik ve dini öneme sahip bir yerleşim yeridir. Buraya yerleşmiş olan, tanrı Zeus ve Uranos kültürünün varlığından da söz edilmektedir.

(M.Ö.585-332) Pers ve Kapadokya Krallığı Kimmerler'in Frig egemenliğine son vermesi sonucu Anadolu'da Medler (M.Ö. 585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) görülür. Persler bölgeyi 'Satrap' adını verdikleri valilerce yönettiler. Eski Pers dilinde "Katpatuka" olarak adlandırılan Kapadokya bölgesi, 'Cins Atlar Ülkesi' anlamına gelmekteydi. Persler, Zerdüşt dinine bağlı olduklarından ve ateşi kutsal saydıklarından bölgedeki volkanları, özellikle Erciyes ve Hasandağı'nı, kutsal saymışlardır. Persler, Kapadokya'dan geçerek başkentlerini Ege'ye bağlayan,'Kral Yolu'nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö. 334 ve 332 de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır. Pers İmparatorluğu'nu yıkan İskender Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaştı. İskender, komutanlarından Sabiktas'ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıktı ve eski Pers soylularından Ariarathes'i kral ilan etti. Çalışkan bir yönetici olan I. Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı'nın sınırlarını genişletti. İskender'in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma'nın bir eyaleti olduğu M.S.17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir.

(M.S. 17-395) Roma Dönemi M.S.1 7'de Tiberius Kapadokya'yı Roma'ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son verdi. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege'ye ulaşımı sağladılar. Bu yol hem askeri hem de ticari açıdan önemliydi. Roma egemenliği sırasında, yöreye gerek saldırı gerekse göç biçiminde doğudan gelenler oldu. Romalılar bu yeni gelenlere karşı 'Lejyon' adını verdikleri askeri birlikleriyle karşı koydu. İmparator Septimus Severus Dönemi'nde ekonomik bakımdan oldukça canlanan Kapadokya'nın merkezi Kayseri, daha sonraki yıllarda İran'dan gelen Sasaniler'in saldırılarına uğradı. Gordianus III bu saldırılara karşı şehrin etrafını surlarla çevirtti. Bu sırada Anadolu'da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başladılar. Kayseri'nin önemli bir din merkezi haline geldiği 4. yüzyılda, kayalık Göreme ve çevresini keşfeden Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil'in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastır hayatını başlattılar.

(397-1071) Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğunun etkisi altında kaldı. 7.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya'da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar oldu. Sasaniler bölgeyi 6 - 7 yıl kadar ellerinde tuttular. 651'de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi göçlerinin akınlarına uğradı. Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III. Leon'un Müslümanlıktan etkilenerek ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya'ya sığınmaya başladılar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürdü (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi ikonoklasm etkisinde kaldıysa da ikondan yana olanlar burada rahatlıkla gizlenip ibadetlerini sürdürdüler.

(1071-1299) Selçuklu Dönemi Oğuz Türklerinden Selçuk Bey'in kurduğu Selçukluların anavatanı Orta Asya'dır. 10. yüzyılda kuzeye doğru yayılan İslamiyet'i kabul eden Selçuklular, İslamiyet'i kabul etmemiş kavimlerle sürekli mücadele ederek egemenlik alanlarını genişletmeye çalışmışlardır. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'in Selçuk Bey'in torununun oğlu Alparslan'a 1071 yılında yenilmesi Bizans'ın gerilemesine, Anadolu'da yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur. 1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. 1082'de Kayseri fethedilir ve böylece Kapadokya Selçuklu hakimiyetine girer. Hıristiyanlığın önemli yerleşim ve yayılma alanı olan Anadolu, bundan böyle Kuzey Afrika'dan, Ortadoğu ve Yakındoğu'ya kadar uzanan İslam bölgelerine dahil olmuştur. Anadolu'nun Selçuklu Türkleri tarafından fethi, patrikhanenin idari etkinliğini etkilememiştir. Çünkü 13. yüzyıla ait İhlara Bölgesi'ndeki Aziz George Kilisesi'nin yazıtlarında Selçuklu Sultanı II. Mesud ve Bizans İmparatoru II. Andronicus'un adlarından övgüyle bahsedilmektedir.

13.yüzyılın sonunda Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflaması üzerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde beyliklerortayaçıkar.1308yılındaMoğolkökenliİlhanlılar Anadolu'yu istila eder ve Kapadokya Bölgesi'nin önemli bir kenti olan Kayseri de yıkılıp tahrip edilir. Selçuklu ları Moğol yönetiminin etkisi altında kalırlar ve bağımsız hareket edemezler. Anadolu artık Türk boylarının kurduğu beylikler halinde idare edilecektir. Osmanlı Dönemi Kapadokya Bölgesi, Osmanlı Dönemi'nde de oldukça sakindi. Nevşehir, Damat İbrahim Paşa Dönemi'ne kadar Niğde'ye bağlı küçük bir köydü. 18. yüzyıl başlarında özellikle Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehir, Gülşehir, Özkonak, Avanos ve Ürgüp'te imar hareketleri gelişmiş; camiler, külliyeler, çeşmeler yaptırılmıştır. Özkonak kasabasının merkezinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selimin doğu seferi sırasında 1514'te yapılan köprü, Nevşehir'deki erken Osmanlı yapısı olması açısından önemlidir. Osmanlı Dönemi'nde de Selçuklu Dönemi'nde olduğu gibi yörede yaşayan Hıristiyanlara karşı hoşgörülü davranılmıştır . Ürgüp/Sinasos'taki 18.yüzyıla ait Konstantin - Eleni Kilisesi, Gülşehir'deki 19.yüzyıla ait Dimitrius adına yapılan kilise ve Derinkuyu'daki Ortodoks Kilisesi bunun en güzel örnekleridir.