|
|
|
|
Sarılar kasabası sayfalarına hoş geldiniz!
| |||||||||||||
Sık Kullanılan BağlantılarSARILAR TARİHİNİ ANLAYALIM Antik dönemlerde Nyssa ve Soandos olarak adlandırılan yerleşmeye Türkler Muşkara adını vermişlerdir.Lale devrinin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa Nevşehirlidir ve kentin nüfusunu artırmak için buraya Sarılar Türkmenlerini yerleştirmiştir.Kentin adı da bu dönemde 'yeni şehir' anlamına gelen Nevşehir olarak değiştirmiştir. Kentin yaslandığı tepenin üzerinde 12. yy. Selçuklu yapısı olan bir kale bulunur.kentin merkezinde Damat İbrahim Paşa Külliyesi bulunur.Külliyeye ait cami Kurşunlu Cami olarak bilinir.Cami ile birlikte imarethane,kütüphane ve kervansaray da inşa edilmiştir.
|
|
|
SARILAR KASABASINA ULAŞIM NASIL SAĞLANIR VE KASABA HAKKINDA KÜÇÜK BİLGİLER! |
|
|
ULAŞIM : Sarılar Kasabası Kayseri-Ankara karayolu üzerinde Topaklı Kasabası içine geldiğiniz zaman dörtyol ayrımından Kozaklı yolunun karşısından 10 km.içeridedir.Her gün sabah 10:00 , öğle 13:00, akşam 16:00 'da belediye servisi TOPAKLI Kasabasından SARILAR KASABASI'NA hareket eder.
Bir
diğer ulaşım şeklide Avanos İlçemizden Hareket eden belediye servisidir.
Her sabah 8:00 da Sarılar kasabasından Avanos İlçesine ve saat 14:00 da
Avanos İlçemizden Sarılar Kasabasına hareket eder. Sarılar Kasabası sınırlarına ilk girdiğinizde yeşil üzüm bağları ve çok sert bir hava sizi karşılar, esinti sürekli vardır, yaz aylarında bile çok serindir, akşamları kazak giymek zorunda kalırsınız. Kasabanın en belirgin gözle görülen gelir kaynağı Almanya'da çalışan işçilerdir. Çiftçilik eskiye nazaran kalmamıştır. |
SARILAR KASABASINA GİRİŞ: Sizi ilk olarak yokuştan inişte köprü karşılar ve ardından yeşil üzüm bağları karşılar. Sonra az ileride Aşağı Bağ dediğimiz yerin çeşmesine gelirsiniz,durun ve bir yudum da olsa su için. Sarılar'a girdiğiniz anda çok güzel tertemiz bir hava ve sıcak insanlarla karşılaşırsınız.
Kartalkayası denen yerden çıktıktan sonra Kasaba'ya girmiş
olursunuz.Kasaba içindeki yol çift yoldur.Kasabaya girdikten 500-600
metre sonra Kasaba Merkezine gelmiş olursunuz. Merkez'den ana yolla
ilerleyince 5 mt. sonra sağınıza Sarılar İlkokulu gelir ve bir yokuşa
gelirsiniz (Mazez'in Bayır) oraya tırmanınca sağınıza Sarılar belediyesi
gelir.30-40 mt. sonra sagınıza Sarılar Sağlık Ocagı gelir. Yine az
ilerleyince yine sağınıza Sarılar Ortaokulu gelir. Okulun hemen
devamında PTT binası gelir ve sağdadır,yaklaşık 20 metre sonra yine
sağınızda Belediye düğün Salonunu görürsünüz, 5 mt.sonra ise Sarılar
Mehmet Akif Ersoy Lisesine gelirsiniz. Lisenin yanında yani yine sağda
Jandarma Karakolu gelir. Sonrasında Mera dediğimiz mahalle gelir.
|
Fotoğraf Albümü
KAPADOKYA TARİHİ Kapadokya tarihi boyunca doğal değişimlerin yanı sıra birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, işte kronolojik sıraya göre bunlardan bazıları;
Zengin altın, gümüş ve bakır kaynaklarına sahip olan Anadolu, tunç alaşımı için gerekli olan kalay bakımından fakirdi. Tacirlerin beraberinde getirdikleri kalay, çeşitli kumaşlar ve kokular bu ticaretin ana malzemeleriydi. Hiç bir zaman politik üstünlüğe sahip olmayan tacirler yerli beylerin himayesi altındaydılar. Assurlu tacirler sayesinde Anadolu'da ilk defa yazı görülür. Kapadokya Tabletleri olarak adlandırılan Eski Assurca yazılmış çivi yazılı metinlerden, tacirlerin geliş yolları üzerindeki beylere %10 yol verdikleri, borçlu olan halktan %30 oranında faiz aldıkları, Anadolu krallarına sattıkları mal üzerinden %5 vergi verdikleri anlaşılmaktadır. Yine bu tabletlerde Assurlu tacirlerin Anadolulu kadınlarla evlendikleri ve nikah sözleşmelerinde Anadolulu kadınların haklarını koruyacak maddeler bulunduğu görülmektedir.
Assurlu tacirler yazıdan başka silindir mühürler, madencilik, tapınak ve tanrı fikirlerini de Anadolu'ya getirmişlerdir. Böylece Anadolu'nun yerli sanatı, Mezopotamya sanatının etkisi altında gelişerek kendine has yeni bir sanat anlayışını ortaya koymuştur. Bu sanat daha da gelişerek Hitit sanatının temelini oluşturmuştur.
|
Topluluklar & Forumlar
SARILAR'IN YEREL AĞIZLARDAN TANIMI
|
|
(M.Ö.585-332) Pers ve Kapadokya Krallığı
Kimmerler'in Frig egemenliğine son vermesi sonucu Anadolu'da Medler (M.Ö. 585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) görülür. Persler bölgeyi 'Satrap' adını verdikleri valilerce yönettiler. Eski Pers dilinde "Katpatuka" olarak adlandırılan Kapadokya bölgesi, 'Cins Atlar Ülkesi' anlamına gelmekteydi. Persler, Zerdüşt dinine bağlı olduklarından ve ateşi kutsal saydıklarından bölgedeki volkanları, özellikle Erciyes ve Hasandağı'nı, kutsal saymışlardır.
Persler, Kapadokya'dan geçerek başkentlerini Ege'ye bağlayan,'Kral Yolu'nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö. 334 ve 332 de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.
Pers İmparatorluğu'nu yıkan İskender Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaştı. İskender, komutanlarından Sabiktas'ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıktı ve eski Pers soylularından Ariarathes'i kral ilan etti. Çalışkan bir yönetici olan I. Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı'nın sınırlarını genişletti.
İskender'in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma'nın bir eyaleti olduğu M.S.17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir.
(M.S. 17-395) Roma Dönemi M.S.1 7'de Tiberius Kapadokya'yı Roma'ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son verdi. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege'ye ulaşımı sağladılar. Bu yol hem askeri hem de ticari açıdan önemliydi. Roma egemenliği sırasında, yöreye gerek saldırı gerekse göç biçiminde doğudan gelenler oldu. Romalılar bu yeni gelenlere karşı 'Lejyon' adını verdikleri askeri birlikleriyle karşı koydu. İmparator Septimus Severus Dönemi'nde ekonomik bakımdan oldukça canlanan Kapadokya'nın merkezi Kayseri, daha sonraki yıllarda İran'dan gelen Sasaniler'in saldırılarına uğradı. Gordianus III bu saldırılara karşı şehrin etrafını surlarla çevirtti. Bu sırada Anadolu'da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başladılar. Kayseri'nin önemli bir din merkezi haline geldiği 4. yüzyılda, kayalık Göreme ve çevresini keşfeden Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil'in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastır hayatını başlattılar. (397-1071) Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğunun etkisi altında kaldı. 7.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya'da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar oldu. Sasaniler bölgeyi 6 - 7 yıl kadar ellerinde tuttular. 651'de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi göçlerinin akınlarına uğradı. Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III. Leon'un Müslümanlıktan etkilenerek ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya'ya sığınmaya başladılar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürdü (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi ikonoklasm etkisinde kaldıysa da ikondan yana olanlar burada rahatlıkla gizlenip ibadetlerini sürdürdüler. (1071-1299) Selçuklu Dönemi Oğuz Türklerinden Selçuk Bey'in kurduğu Selçukluların anavatanı Orta Asya'dır. 10. yüzyılda kuzeye doğru yayılan İslamiyet'i kabul eden Selçuklular, İslamiyet'i kabul etmemiş kavimlerle sürekli mücadele ederek egemenlik alanlarını genişletmeye çalışmışlardır. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'in Selçuk Bey'in torununun oğlu Alparslan'a 1071 yılında yenilmesi Bizans'ın gerilemesine, Anadolu'da yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur. 1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. 1082'de Kayseri fethedilir ve böylece Kapadokya Selçuklu hakimiyetine girer. Hıristiyanlığın önemli yerleşim ve yayılma alanı olan Anadolu, bundan böyle Kuzey Afrika'dan, Ortadoğu ve Yakındoğu'ya kadar uzanan İslam bölgelerine dahil olmuştur. Anadolu'nun Selçuklu Türkleri tarafından fethi, patrikhanenin idari etkinliğini etkilememiştir. Çünkü 13. yüzyıla ait İhlara Bölgesi'ndeki Aziz George Kilisesi'nin yazıtlarında Selçuklu Sultanı II. Mesud ve Bizans İmparatoru II. Andronicus'un adlarından övgüyle bahsedilmektedir. 13.yüzyılın sonunda Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflaması üzerine Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde beyliklerortayaçıkar.1308yılındaMoğolkökenliİlhanlılar Anadolu'yu istila eder ve Kapadokya Bölgesi'nin önemli bir kenti olan Kayseri de yıkılıp tahrip edilir. Selçuklu ları Moğol yönetiminin etkisi altında kalırlar ve bağımsız hareket edemezler. Anadolu artık Türk boylarının kurduğu beylikler halinde idare edilecektir. Osmanlı Dönemi Kapadokya Bölgesi, Osmanlı Dönemi'nde de oldukça sakindi. Nevşehir, Damat İbrahim Paşa Dönemi'ne kadar Niğde'ye bağlı küçük bir köydü. 18. yüzyıl başlarında özellikle Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehir, Gülşehir, Özkonak, Avanos ve Ürgüp'te imar hareketleri gelişmiş; camiler, külliyeler, çeşmeler yaptırılmıştır. Özkonak kasabasının merkezinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selimin doğu seferi sırasında 1514'te yapılan köprü, Nevşehir'deki erken Osmanlı yapısı olması açısından önemlidir. Osmanlı Dönemi'nde de Selçuklu Dönemi'nde olduğu gibi yörede yaşayan Hıristiyanlara karşı hoşgörülü davranılmıştır . Ürgüp/Sinasos'taki 18.yüzyıla ait Konstantin - Eleni Kilisesi, Gülşehir'deki 19.yüzyıla ait Dimitrius adına yapılan kilise ve Derinkuyu'daki Ortodoks Kilisesi bunun en güzel örnekleridir. |
|